ACİL YARDIMA MI İHTİYACIN VAR? Hemen Yaz →
Haydar Sezer TEKELİHüddam · İcazetli Havass Hocası · Bioenerji ve Metafizik Uzmanı
Rızık ve Bereket

Rızık Neden Açılmıyor? Emek Var, Bereket Yok

Haydar Sezer Tekeli · Hüddam, İcazetli Havass Hocası ·
Rızık darlıklarının çoğunda manevi bir sebep yoktur; hayat pahalılığı, borç, yanlış zamanlanmış bir karar dünyanın olağan akışıdır. Ayırt edici imza şudur: sıradan darlıkta emek verdikçe yavaş da olsa bir şey oturur. Emek arttıkça elde kalan azalıyor ve tıkanma hep kazancın görünür olduğu anlardan sonra başlıyorsa, tablo bakılmayı hak eder. Vaat yok, teşhis var. Netice Allah'tandır.
Sabahın ilk ışığında açık ama boş duran bir dükkânın tezgâhı; emek verildiği hâlde bereketin oturmadığı hâli anlatan sahne

Rızık, Eline Geçen Para Değil; O Paranın Elinde Kalmasıdır

Çok kişi rızkı, ay sonunda hesabına düşen rakam sanır. Oysa rızık, o rakamın sana uğrayıp kalmasıdır. Bereket dediğimiz şey tam olarak budur: az para çok işe yeter, çok para bir çırpıda erir.

Bizim insanımız bunu asırlardır bilir. „Kazanıyoruz ama doymuyoruz” cümlesini ilk kez duymuyorsun. Emek yerinde, çalışma saati yerinde, hatta iş hacmi bile büyümüş olabilir; ama eve, kesenin ağzına, işin sonuna bir türlü oturmaz.

Bunun ölçülebilir bir tarafı da var. Son altı ayın gelirine ve son altı ayın sonunda gerçekten elinde kalana ayrı ayrı bak. Gelir sabit ya da artmış, elde kalan azalmışsa mesele kazanç tarafında değil, tutma tarafındadır. Bu bir his değil, defterde görülebilen bir şeydir; ve konuşmaya oradan başlamak lazım.

Bir de şu ayrımı yap. Giderlerini ikiye böl: planladıkların ve hiç planlamadıkların. Kira, fatura, okul, taksit bir tarafta; arıza, acil, ceza, „olmayacak” denip olan şeyler diğer tarafta. İkinci tarafın toplamı, birinci tarafa göre yıldan yıla büyüyorsa, insanın anlattığı hikâye ile defterin anlattığı hikâye ilk defa örtüşmüş demektir.

Şöyle düşün: emeğin bir sudur, rızkın önü de bir oluktur. Suyu ne kadar artırırsan artır, oluk tıkalıysa su geri teper. Daha çok su taşımadan önce oluğa bakmak gerekir.

Rızık Darlıklarının Çoğunda Manevi Bir Sebep Yoktur

Dürüst olalım. Bu kapıya gelen para sıkıntılarının büyük kısmı dünyanın olağan akışıdır: enflasyon, sektörün durgunluğu, yanlış zamanlanmış bir yatırım, ana paradan hızlı büyüyen bir borç, cirosunun tamamı tek müşteriye bağlı bir iş, mevsimlik bir işte kışın gelen sessizlik.

Bunların çoğu, bakmadan önce kâğıt üstünde ayıklanabilir. İki soru genelde yeter. Borcunun aylık yükü, o borcun ana parasından daha hızlı mı büyüyor? Cironun yarısından fazlası tek bir müşteriden ya da tek bir kanaldan mı geliyor? İkisinden birine „evet” diyorsan, önündeki mesele manevi değil, matematiktir; ve matematiğin çözümü de manevi değildir.

Çaresi dünyadadır. Sabır, plan, helal gayret, gerekiyorsa borcun yapılandırılması, gerekiyorsa işin küçültülüp yeniden kurulması. Hiçbiri için manevi bakım gerekmez.

Herkese „senin rızkın bağlanmış” diyen kişi doğru söylemiyordur. Ben tahmin etmem, bakarım. Ve baktığımda çoğu vakada söylediğim şey „burada manevi bir şey yok, sen işine bak” olur. Bunu duymak insanı önce hayal kırıklığına uğratır, sonra rahatlatır.

Sofrada taze pişmiş ekmekler

Ayrımı Şu Yapar: Emek Verdikçe Bir Şey Oturuyor mu?

Sıradan dar geçidin bir imzası vardır: yol taşlıdır, yavaştır, ama ilerler. Bu ay az kalır, üç ay sonra biraz daha çok kalır. Grafiği inişli çıkışlıdır, yine de yukarı bakar.

Şöyle diyeyim: „emek boşa gidiyor” demek aslında doğru değil. Daha doğrusu, emek gidiyor da karşılığı hep aynı yerde takılıyor. İkisi aynı şey değil, ve ayrımı yapan da tam olarak bu.

Bakacağın üç ölçü var. Bir: emek arttıkça elde kalan azalıyor mu. İki: tıkanma, kazancın görünür olduğu anlardan sonra mı başlıyor. Üç: kesinleşmiş, sözü verilmiş, herkesin tamam dediği işler son anda ve alâkasız sebeplerle mi dağılıyor.

Bu üçünü üç aya bakarak ölçme. Üç ay, herkesin kötü gidebileceği bir aralıktır; hiçbir şey anlatmaz. On iki aya bak. Bir yılda desen ya kendini gösterir ya göstermez.

Üçü birden, üst üste ve aylara yayılarak geliyorsa tablo dikkate değer. Biri tek başına geliyorsa, hayat böyledir.

Tekrar Eden Üç Desen Tesadüfen Birikmez

Bu derdi taşıyanların anlattıkları birbirine şaşırtıcı derecede benzer. Aşağıdakiler, yıllar içinde en çok duyduğum üç şekil.

Gelen para, hiç beklemediğin yerden çıkıp gider. Bir ödeme, bir prim, satılan bir mal eline geçer. Aradan üç dört hafta geçmeden denk ya da daha büyük bir masraf alâkasız bir yerden gelir: araba, diş, bir yakının acil ihtiyacı, ters giden bir iş. Rakam her seferinde farklıdır, zamanlama hep aynıdır. İnsanlar bunu genelde „şanssızlık” diye anlatır. Ama şanssızlık bu kadar düzenli bir takvime uymaz.

Bir kapı kapanmadan öbürü aksar. Toparlanma aralığı hiç açılmaz. Bir iş biter bitmez ikincisi tökezler, nefes alacak o üç ay bir türlü gelmez. Yıl sonunda geriye bakarsın, çok çalışmışsındır, yerinde durmuşsundur.

Övgüden sonra çekilme başlar. İşin konuşulur, bir alışverişin görünür olur, düğün olur, araba alınır, çocuğun okulu anlatılır. Tam o haftalardan sonra bereket çekilir. Görünürlük, hasede inecek bir kapı açar; bu, nazarın rızka değdiği en bilinen yoldur. İş yerinde deseni takip etmek daha kolaydır, çünkü ciro kayıtlıdır: hangi haftadan sonra düştüğünü gün gün görebilirsin. Evde bu iz tutulmadığı için insan yıllarca „acaba mı” diye taşır.

Bu üç şeklin ortak yanı zamanlamadır, şiddeti değil. Rakamlar küçük de olabilir, büyük de. Bakılan şey, olayların hangi ana yapıştığıdır: kazancın görünür olduğu an, işin bağlandığı an, sevincin paylaşıldığı an. Bir de şu var, ve bunu az kişi fark eder: desen genelde kişide değil, hanede tekrar eder. Baba tarafında da, kardeşte de aynı zamanlama görülüyorsa, tablo tek başına senin tablon değildir.

Avuçtan dökülen buğday taneleri

Nazar Rızka Çoğu Zaman Görünürlük Üzerinden Değer

Nazarın değmesi için kimsenin sana beddua etmesi gerekmez. Beğenmek yeter. Eski usulün neden kazancı konuşmamak, kesenin ağzını göstermemek üzerine kurulduğu da buradan gelir.

Korunma tarafında herkesin kendi başına okuyabileceği şey bellidir: Âyetel Kürsî, Felak ve Nâs. Günlük kalkan budur. Bu bahsin anlatacak daha fazlası yok.

Vâkıa Sûresi Senin Hakkındır, Ama Bir Tılsım Değildir

Danışsan da danışmasan da işine yarasın. Rızık ve bereket niyetiyle Vâkıa Sûresi okunur; ehlimiz onu „zenginlik sûresi” diye anar ve çoğu, geceleri okumayı âdet edinmiştir. Abdestli, acele etmeden, niyet ederek oku. Kimseye muhtaç olmadan açabileceğin kapı budur ve kimsenin izniyle açılmaz.

Ama şunu da yerine oturtalım. Bu okumalar birer vesiledir, tılsım değildir. Belli bir sayıya, belli bir güne, belli bir sonuca kefil olan kimse doğru söylemiyordur. Rızkı veren de ölçüsünü koyan da Allah'tır; sen kapıyı çalarsın, açan O'dur.

Büyük bir karar varsa, satış, ortaklık, taşınma gibi, onun da yolu bellidir: istihare. İstihare bir kehanet değildir, bir yönelmedir; ve cevabı çoğu zaman rüyada değil, ertesi günlerin akışında görürsün.

Benim yaptığım iş de bir vaat değildir. Ad ve anne adı ile bakılır; bakımda bana hizmet eden hüddamlarım vardır, tabloyu onlarla birlikte görürüm. Önde nazar mı var, haset mi, büyü mü, yoksa bu dünyanın olağan darlığı mı. Ne çıkarsa onu söylerim, çıkmazsa „yok” derim. Ötesi Allah'ın takdiridir; ben taahhüt etmem.

Bu kapıda senden saç, tırnak, kilit, altın ya da gümüş isteyen kimse olmaz. Böyle bir şey isteyen kişi başka bir iş yapıyordur, ondan uzak dur. Bakara Sûresi 102'de haber verildiği üzere, büyü yapan da yaptıran da hüsrandadır; biz o tarafta değiliz.

Belirtiler üst üste geliyor ve yıllardır sürüyorsa, internette dolaşıp kendi kendine hüküm kurma. Kimin ehil olduğunu ayırt etmenin işaretleri bellidir; önce ona bak, sonra ehline danış. Netice Allah'tandır.

Sıkça Sorulan Sorular

Bu çalışma bana para kazandırır mı, zengin eder mi?

Hayır. Böyle bir vaat bu kapıda yoktur ve veren kimse doğru söylemiyordur. Yapılan iş teşhistir: önde nazar mı var, haset mi, büyü mü, yoksa mesele dünya işi mi. Ne çıkarsa o söylenir, çıkmazsa „yok” denir. Para basmak, kazanç sözü vermek, kimseyi zengin etmek gibi bir iddia yok. Rızkı veren Allah'tır.

Çok çalışıyorum ama elimde para kalmıyor. Sebebi manevi midir?

Çoğu zaman değildir. Enflasyon, borç yükü, tek müşteriye bağlı bir iş ve yanlış zamanlanmış bir karar bu tablonun en sık sebepleridir. Ayrımı şuna bakarak yaparsın: emek verdikçe yavaş da olsa bir şey oturuyorsa, mesele dünyadadır. Emek arttıkça elde kalan azalıyorsa ve bu aylarca sürüyorsa, tablo bakılmayı hak eder.

Vâkıa Sûresi'ni okumak yeterli mi?

Okuman güzeldir ve senin hakkındır; bunun için kimseye danışman gerekmez. Ama bir sayıya ya da bir güne sonuç bağlama; bu okumalar birer vesiledir, tılsım değildir. Şikâyet aylardır sürüyorsa okuma tek başına tabloyu netleştirmez. Netleştiren şey teşhistir, ve o da tahminle değil bakılarak yapılır.

Rızkım büyüyle bağlanmış olabilir mi?

Olabilir; ama bunu baştan söylemek doğru olmaz. Herkese „sende büyü var” diyen kişi sahtedir. Nazar mı, haset mi, büyü mü, yoksa sıradan bir dünya işi mi olduğunu ancak teşhis gösterir. Ben tahmin etmem, bakarım. Ve çoğu vakada çıkan şey manevi bir sebep olmuyor.

İşlerim hep son anda bozuluyor, bu normal mi?

Bir kez olursa şanssızlıktır ve herkesin başına gelir. Ama kesinleşmiş, sözü verilmiş, herkesin tamam dediği işler üst üste ve hep son anda, herkesi şaşırtan sebeplerle dağılıyorsa, bu tesadüfen birikmeyen bir desendir. Tek başına hüküm değildir. Diğer imzalarla bir aradaysa dikkate değer.

Nazar gerçekten rızka değer mi?

Bizim insanımız bunu asırlardır bilir ve en sık gördüğüm yol görünürlüktür. Nazarın değmesi için kimsenin kötülük dilemesi gerekmez, beğenmek yeter. Kazancın konuşulduğu, bir alışverişin görünür olduğu haftalardan sonra başlayan tıkanmalar bu yüzden ayrıca dikkate alınır. Kesin hüküm yine de teşhisle kurulur.

Uzaktan, Avrupa'dan bakılır mı?

Evet. Ad ve anne adı ile bakılır; mesafe manevi işe engel değildir. Türkiye'den de Avrupa'dan da aynı şekilde çalışılır ve konuşulanlar mahrem kalır. Gurbette olmak, ehline danışmanın önünde bir engel değildir.

İlgili Yazılar

Bu çalışmalar tıbbi veya psikolojik tedavinin tamamlayıcısıdır, alternatifi değildir. Otizm ve MS tıbbın işidir. Şizofreni, psikoz, bipolar ve sara iki türlü olabilir; tıbbi olan türünde doktor tedavisi ve ilaç şarttır — hangisi olduğu bakımda dürüstçe söylenir, tıbbi tedavi asla bıraktırılmaz. Kriz hâlindeysen lütfen önce 112'yi veya bir kriz destek hattını ara. Sonuçlar Allah'ın izniyle olur; garanti verilmez.

Haydar Hoca +10 yıllık tecrübesi ile Biiznillah çözemediği vaka olmadı.

250+ aile kurtardı ve sonsuz güvenilmekte.

BEDAVA Danış